Yapay zekâ (Artificial Intelligence, AI), normalde insan zekâsı gerektiren işleri yapabilen bilgisayar sistemlerinin genel adıdır. Bu işler arasında dil anlama, görüntü tanıma, problem çözme, plan yapma ve deneyimden öğrenme sayılabilir. Yapay zekâ tek bir teknoloji değil; içinde makine öğrenmesi, derin öğrenme ve büyük dil modelleri gibi birçok farklı yaklaşımı barındıran bir şemsiye kavramdır.
Somut bir örnek: Telefonunuzdaki asistana “yarın hava nasıl?” diye sorduğunuzda, sistem önce sesinizi yazıya çevirir, sonra cümlenin ne anlama geldiğini çözer, ardından doğru bilgiyi bulup size doğal bir dille cevap verir. Bu zincirin her halkası ayrı bir yapay zekâ tekniğidir. Aynı şekilde e-posta kutunuzun spam’i ayıklaması, navigasyonun en hızlı yolu bulması ve ChatGPT ya da Claude’un sorularınıza cevap yazması da yapay zekâ örnekleridir.
Neden önemli?
Yapay zekâ sık sık “robotlar” ile karıştırılır; oysa yapay zekâ fiziksel bir gövde değil, bir yazılım yeteneğidir. Bugün kullandığımız sistemlerin tamamı dar yapay zekâdır: her biri belirli görevlerde iyidir ama insan gibi her alanda düşünemez. İnsan seviyesinde genel zekâ hedefine ise AGI denir ve henüz ulaşılmış değildir. Yapay zekânın nasıl “öğrendiğini” merak ediyorsanız, başlangıç noktası makine öğrenmesi ve onun ilham kaynağı yapay sinir ağlarıdır.